İşim gereği hafta sonları da çalışıyorum. Hatta bazen arka arkaya hafta sonları çalıştığımız oluyor. Bir keresinde neredeyse bir ay boyunca hiç tatil yapmadan çalıştığımı biliyorum. Hafta sonları çalışma günlerimizi biriktirerek daha sonra hafta içi izni olarak kullanabiliyor ya da birikenlerle uzun bir tatil yapabiliyoruz. Neyse ki izinleri kullandırmak yönünden şirketin bir sıkıntısı yok. Hafta sonları eğitimlerle geçtiği için akıllı telefonumu yanımdan hiç ayırmıyorum. Eğitimlerde gözetmen olmak da bir yere kadar tabi ki. Eğitim sırasında arka taraflara yerleşip internette online oyunlar oynuyorum. Ara sıra yöneticim ziyarete gelmiyor değil öyle durumlar için sürekli tetikte olmak gerekiyor. Bir keresinde yakalandım ama hoş bir tesadüf oldu meğerse o da www.oyunlar-slot.com adresinden oyunları takip ediyormuş. Bu sayede bu siteyi keşfetmiş oldum. Kendime uygun bir online casino sitesine kayıt oldum. Artık hem eğleniyor hem de kazanıyorum.
Futbol Yorumcuları
Ben casino oyunlarını severim, yani hiç futbolla alakam yoktur. Geçen gün en sevdiğim oyun sitesi olan www.bonus-slots-oyna.com adresine girerken nasıl oldu anlamadım, karşıma bir futbol yorumu videosu çıktı. Adamlar hararetli hararetli tartışıyorlar. Sanırsınız ki nükleer savaş çıkmış, ya da çıkmak üzere strateji belirleniyor.! Yüzlerinde gayet gergin bir ifade, birbirlerini dövecek gibi bir halleri var. İşin en komik tarafı ise alt tarafı bir top oyunundan bahseden bu adamlar, sanki ülkeyi yönetiyorlarmış gibi siyah takım elbiseler giymişler, janti kravatları ve hatta ceket ceplerinde ipekli mendilleri bile var. Yahu madem spordan, madem bir top oyunundan bahsediyorsunuz, relaks olsanıza biraz!.. Giyin spor kıyafetler üzerinize, gevşeyin gülümseyin .. Yok öyle olur mu, çünkü futbol yorumculuğu çok ciddi bir iş.. Bu adamlar “niye kaleci tutamadı, halbuki çok kolay bir posizyondu” gibi bol keseden atarlarken, sırf bu yaptıkları yorumlar için yüz binlerce liralar kazanıyorlar bir de….
Özel Okul Çocukları
Çevremde hemen hemen herkes çocuğunu özel okula gönderiyor. Bir çok kadın tanıyorum, aldığı maaşın tamamını çocuğunun okul taksitlerine yatıran.. Çocuklarının bu modadan geri kalmasını istemiyorlar. Öyle böyle değil, çok ciddi paralar harcanıyor bu işe. Sadece okul taksidi değil; servisi, yemeği, kıyafeti, etkinliğini de hesaba katarsanız ayda 3000 lirayı geçiyor bu harcamalar. Paralar bir yana, çocukların sırça fanuslarda yetiştirilmesi ise ayrı bir sorun bence. Tamam, özgüvenleri çok yüksek oluyor bu çocukların ama ya ukalalıklarına ve bencilliklerine ne demeli? Konuya buradan girerek bir örnek vereyim. Arkadaşımın 8 yaşındaki çocuğuna sordum:
“-İngilizce öğreniyor musun?” Cevap hakikaten sinir bozucu bir ukalalıkla geldi:
“-Bu ne biçim soru böyle, özel okulda okuyoruz, herhalde biliyoruz İngilizce..”
Ben tabii dumur oldum, cevabıyla gözümde tiksinç bir yaratığa dönüşen çocuğa şunu söylemek isterdim:
“ İnsanlık öğrenmeden İngilizce bilsen ne yazar?”
İçimizdeki Çocuk
Çocukların oyunları beni her zaman etkilemiştir. Öyle bir dünya ki umudu, heyecanı, mutluluğu, hüznü bir arada yaşatır. Aslına bakarsanız hayatın kısa bir özeti gibi. Gözünden damlayan gözyaşına aldırmaksızın kocaman gülümsemeleriyle dünyaları ayaklarınıza getirebilirler. Artık büyüdük ve onların oyunlarındaki heyecanına sadece bir izleyici olarak katılım gösterebiliyoruz. Ne kadar mutlu olduklarını düşünüp hayıflanıyoruz. Fakat bizim de mutlu olabileceğimiz küçük ama değerli olan birçok şey var ki. Şimdi maziye dönüp bakıyorum evet, sokağa çıkıp istop oynayamam belki ama bana heyecan ve haz verecek yetişkinlerin tercih ettiği şans oyunlarıyla ilgilenebilirim. Kazanma amacı gütmeden sanal oyunlarla da ilgilenebilirim. Ya da bir blog yazarak yemek tariflerimi binlerce okuyucuya ulaştırabilirim. Sanırım iş kendine zaman ayırmakta ve içinizdeki çocuğu bulup çıkarmaktan geçiyor.
Çocuklar oyun oynarken kendilerini iyi hisseder yetişkinler ise kendilerine zaman ayırdığında. Özüne baktığımızda insan kendisiyle ilgilendiği zamanlarda mutludur aslında.